Ahıska sürgünü 1944 - yaşananlar

Ramil Guseynov kimdir ?
İsmim Ramil GUSEYNOV.Sovyetler birliğinin dağılmasının ardından alevlenen Karabağ savaşı dönemlerinde 22 ağustos 1991 tarihinde Azerbaycan Saatlı ilçesinde Ahıskalı bir ailede doğdum.
O dönemler sınırların bütünlüğü için Azerbaycanlı Türklerle beraber gönüllülerden oluşan orduya Ahıskalı Türklerde katıldı ve sayısız şehitler verdi. Bunu anlatmaktaki asıl amacım Ahıskalı Türklerin sürgünden sonra sığınmış oldukları ülkelerde bölgenin asıl sahipleriyle birlikte sınır bütünlüğünü korumak için canlarını bile ortaya koyduklarını vurgulamaktır. Buda mensubu olduğum toplumun ne derecede vefalı olduğunu göstermektedir.

Ahıska nerededir ?
Coğrafi konumu olarak Ahıska Güneybatı Kafkasya’da, günümüz Gürcistan sınırları içerisinde yer alan, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Ermenistan’ın kuzeybatısında yerleşen bölgenin merkezindeki bir vilayettir.
Bölge halkının tamamının sürgün edildiği güne kadar nüfusun çoğunluk kısmı Türklerden oluşmaktaydı. Sürgüne kadar Ahıska’da Türklerle beraber Kürtler, Hemşinler ve Lazlar da yaşamış, Ahıska verildikten sonra ise bölgeye Gürcüler ve Ermeniler de yerleştirilmiştir.

Ahıska’nın Tarihi
Ahıska’nın tarihi çok eski kaynaklara dayanmaktadır. Milattan önce Hurriler, onları takiben Urartular, Kimmerler ve Sakalar bu bölgeye hakim olmuşlardır.

Ahıska’da Devlet Kuruldu Mu ?
Başka devletlerin ordu göndererek işkal etmesini saymazsak bu bölgede Anadolu’nun en uzun beyliği olarak bilinen ve 310 yıl yaşamış Atabek hükümeti kurulmuştur. Bölgede kurulan en sonuncu hükümet ise ‘’Ahıska Hükümeti Müveggetesi’’ yani Geçici Ahıska Hükümeti olmuş, hükümetin başına da kuruluşunda emeği olan Ahıska’nın Azğur vilayetinde doğmuş Ömer Faik Numanzade getirilmiştir.
Ahıskalı Türkler kendilerini Osmanlı Torunları adıyla tanıtmaktadırlar. Osmanlı’nın Ahıska ile alakası nedir ?
Osmanlı padişahı III.Murad Dağıstan, Gürcüstan ve Şirvan’ın fethine karar verdi. 1 Ocak 1578’de Şeyhülislamın fetvasını alan Serdar Lala Mustafa Paşa Sefeviler üzerine sefere çıktı.
5 Ağustos 1578’de Ardahan Kalesi güneyindeki ovada ordusunu konumlandıran Lala Mustafa Paşa bulunduğu noktdan yolu üzerindeki beylere ve hakimlere padişahın fermanını göndererek Osmanlı Devletine bağlılık bildirmelerini talep etti.


Ahıska’nın Rus Ordusu tarafından işkali.
Ruslar devlet kurduktan sonra ‘’Altın Ordunun’’ yıkılmasıyla sınırları genişletme siyasetini takip etmişlerdir. Bu sınır genişletme politikasının ana hedeflerinden biri de Kafkasya’dır. Ruslar bu bölgeye ziyadesiyle önem vermişlerdir.
1800’lü yılların başında Avaristan, Bakü, Kuba, Derbent, Karabağ Hanlıkları Rus ordusunun eline geçti. Sıcak denizlere inmek Rusların tarihi projesidir. Bunun için de hedef Osmanlı toprakları idi.
Zamanla Osmanlı Devletinin zayıflamasını fırsat bilen Kafkasya Rus Ordusu komutanı Paskeviç 28 Ağustos sabaha karşı ordusuyla beraber Ahıska’ya saldırdı. Şehir toplarla bombalanıyor, her taraf yakılıp yıkılıyordu.
Paskeviç kendi hatıratlarında savaşı şöyle anlatmaktadır:
‘’Çocuklar ve yaşlıların yanı sıra kadınlar da ordumuza karşı savaşıyordu. Yenildiklerini anlayan kadınlar camilere toplanarak askerlerimize esir düşmemek, namuslarını korumak amacıyla içinde toplandıkları camileri taşıdıkları odunlarla ateşe veriyor, yaşayan bedenlerini canlı canlı yakarak gözlerimiz önünde feryatlar içinde kül oluyorlardı’’.
Bu çetin savaş sonucu Ahıska kalesini kuşatmış Rus ordusuyla denk olmayan Ahıskalılar Osmanlı Devletinden de yardım gelmeyince (Osmanlı ordusunun zayıfladığı dönem) direncini kaybetti ve 28 Ağustos 1828 sabahı işkal edilerek Rusların eline geçti.

14 Eylül 1829 tarihinde Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Edirne Antlaşması gereği Ahıska savaş tazminatı olarak halkıyla beraber Ruslara verilir ve karşılığında Rusya Kars ve Ardahan’ı Osmanlıya bırakır.
Esaret ve Sürgün Yılları.
Ahıska’nın Rus ordusu tarafından işkal edilmesinin ardından Osmanlı birkaç defa bölgeyi geri alma çabalarına girişmiş hatta sınır ötesinde olan Ahıskalı Türkler Osmanlıya bu savaşlarda destek olsalar da girişimler başarısız olmuştur. Ruslar Ahıskalı Türklerin Osmanlı askerlerine yardım ettiği gerekçesiyle 1915 yılında evlerine saldırmış, ceza olarak toplu katliamlar türetmiştir.
16 Mart 1921 tarihli antlaşma ile Ahıska Batum ile birlikte Türkiye Cumhuriyetinden ayrılmış, günümüz Türkiye’nin sınırları ötesinde olan Gürcistan sınırları içerisinde kaderine terk edildi.
Daha önce güvenlik nedeniyle askere alınmayan ve yabancıların ‘’Bir Türk Devlet Kurar’’ mantığıyla silahları elinden alınan ve hiçbir askeri eğitim almayan Ahıskalı Türkler 2.Dünya Harbi yıllarında Sovyetler adına Alman ordusuna karşı savaşmaları için ön cephelere gönderilirler.
Eli silah tutanların savaşa gönderilmesiyle bölgede sadece çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve savaştan yaralı dönen gaziler kalmıştı. Ruslar geride kalan kadınları ve yaşlıları rahat bırakmamış, ‘’askerde olan evlatlarınıza, eşlerinize giyim kuşam, erzak göndereceğiz’’ yalanıyla Ahıska – Borcom demiryolu inşaatında çalıştırdılar.
Bu inşaat 1944 Ekim ayında tamamlandı. Ahıskalı Türkler kendilerini yurtlarına hasret bırakacak trenlerin yolunu elleriyle inşa ettiklerini bilmiyorlardı.


Ve 14 Kasım 1944, yalnız Türk tarihinin değil, insanlık tarihinin en acı dramı yaşandı. Eşlerini, çocuklarını savaşa gönderen Ahıskalılar ‘’15 günlük tahliye’’ yalanıyla evlerinden çıkartılıyor, hayvan vagonlarına bindirilerek inşaatında çalıştığı tren yollarıyla bir daha geri dönmeyeceklerini bilmeden Orta Asya steplerine doğru haftalarca sürecek yolculuğa başlıyorlar. Soğuk hava koşullarının özellikle seçilmesi trenlerde hastalıktan ölenlerin sayısını artırmış, kapıların günlerce açılmaması sonucu naaşların kokmasıyla vagonlarda hastalıktan ölenlerin de sayıları artmış, açlık ve susuzluğa dayanamayan çocuklar ve orta yaşlılar da haftalarca süren yolculukta telef olmuşlardır.
Kominist Rus ordusu Ahıskalı Türkleri yine rahat bırakmaz ve ‘’Böl-Parçala-Yok et’’ taktiğini kullanarak trenden indirdikleri halkı ayrı ayrı trenlerle farklı farklı ülkelere, Özbekistan’a, Kırgızistan’a, Rusya’ya, Azerbaycan’a ve b. tekrar sürgün ederler. Kaçmamaları ve bir birleriyle irtibata geçmemeleri için de yıllarca askeri rejim ‘’Komendant Rejmi’’ baskısıyla yaşarlar.
Yüzlerce Ahıskalının katledildiği 5 Haziran 1989 tarihinde rus medyası olayı ‘’pazar kavgası’’ süsüyle lanse etmiş, olayı duyan Türk ülkelerinden sadece Azerbaycan Ebülfez Elçibey’in önerileri sonucu Tüm Ahıskalıları davet ederek kapılarını açmış, hatta Azerbaycan Türklerine verilen tüm haklar Ahıskalı Türklere de verilmiştir (toprak hisse payları dahil).

www.yenicag.info

881