“Astana`da “bir araya gelememek” psikolojik sorunu aşıldı” - Nevzat Çiçek

Uluslararası ilişkiler ve güvenlik konularında Türkiye’nin önde gelen yorumcularından Nevzat Çiçek Yeniçağ.Az’a konuştu:

“Türkiye işin başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyordu ve bu talep Astana Sonuç Bildirgesi’nin en önemli yanını oluşturdu”

Yeni Çağ: 23-24 Ocak’ta yapılmış Astana görüşmeleriyle ilgili nasıl bir değerlendirme yapacaksınız?

Çiçek: Rusya, Türkiye ve İran’ın inisiyatifiyle Astana’da yapılmış görüşmenin bir dizi olumlu yanı bulunmakta. Şöyle ki, 30 Aralık’ta varılan ateşkes anlaşması sonrası Esad rejimi temsilcileriyle muhalif güçler ilk kez aynı masa arkasına oturmuş oldular. Sonuç Bildirgesi’nde “Ateşkesin Devamı ve Suriye’nin Toprak Bütünlüğünün Korunmasına” atıf yapılması iç savaşın başlamasından bu yana en önemli kazanım sayılabilir. Toplantıya ABD’nin Astana Büyükelçiliği düzeyinde katılması Cenevre için umutları azaltmak yerine artırmaktadır. Astana buluşmasında şubat ayı için planlanan Cenevre görüşmelerinin çerçevesinin hazırlandığını düşünüyorum, bundan sonraki görüşmelerin ana çerçevesini Türkiye’nin işin başından beri savunduğu “Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, ateşkesin devamı ve yeni sürece ülkedeki tüm grupların katılması” ilkeleri oluşturacaktır. DAEŞ ve Nusra gibi terörcü grupların süreçten uzaklaştırılması, PYD’nin mevcudiyetine ise net atıfta bulunulmaması sürecin geleceğine ilişkin ipuçları da vermektedir. Astana’da başlatılan süreçte Türkiye ve Rusya’nın önemli aktörler olduğunu gördük. Astana buluşmasının en önemli yanlarından biri de Suriye’de çatışan taraflar arasında “Bir araya gelememek” gibi psikolojik sorunun aşılmış olmasıdır.

Yeni Çağ: ABD’nin, Cenevre’de sürece daha aktif biçimde katılacağını belirttiniz. Bu durum süreci nasıl etkileyecektir?

Çiçek: Kuşkusuz, Suriye’deki gelişmelerin en önemli aktörleri Rusya ve ABD’dir. Özellikle 2014 yılından beri ABD’nin bölgedeki PYD güçleriyle yakın işbirliği içerisinde olduğu sır değildir. Türkiye’nin El-Bab’ı kuşattığı bir ortamda ABD bizim Menbiç’e doğru yol almamızı istememektedir. Şubat ayındaki Cenevre görüşmelerine PYD’nin masa arkasına gelmesi için ABD ne derecede ısrarcı olacaktır? Israrcı olursa Türkiye bu duruma nasıl bir tepki koyacaktır? Suudi Arabistan ve Katar’ın sürece girmesi işleri hangi yöne götürür diye beyin jimnastiği yaparken Cenevre görüşmelerinde Rusya ve ABD’nin başı çekeceğini söyleyebiliriz. Türkiye’nin ise şu aşamada sınırın öbür tarafında elde ettiği kazanımları masa arkasında siyasal- diplomatik alana bırakacaktır diye düşünüyorum. Son günlerde El-Bab’a karşı düzenlenen Rus – Türk ortak hava operasyonlarının da Türkiye’nin elini epey güçlendirdiğini söylemem gerekir.

Yeni Çağ: Cenevre görüşmelerinin başarıyla devam etmesi durumunda Suriye’deki taraflar arasında nihai barış anlaşmasının imzalanmasına ilişkin tahmininiz ne?

Çiçek: Suriye’de rejim güçleriyle muhaliflerin masa arkasına oturmalarına ve barış görüşmeleri için çerçevenin oluşmasına rağmen DAEŞ ve Nusra’nın daima süreci provoke edecekleri açıktır. Bunu gözden kaçırmamak lazım. Bu durumda iki ülkeye-ABD ve Rusya’ya önemli görevler düşecektir. Teröre karşı uluslararası koalisyonunun mücadele hedefleri Astana buluşmasıyla daha da belirginleşmiştir. İlerleyen dönemde Rusya ve ABD’nin çıkarlarının kesişeceği noktalarda sürecin nasıl devam ettirileceği ve anlaşmazlıklar konusunda ortak noktaların nasıl bulunacağı büyük önem arz edecektir. Çünkü gerek ABD ve gerekse Rusya’nın bölgede hem askeri- jeostatejik ve hem de enerji koridorlarına bağlı çıkarları mevcut. Anlaşma zeminleri aranırken bu konular hayati derecede etkili olacaktır diye düşünüyorum.

Tr.Yeniçağ.Az

www.yenicag.info

425