Oğuzhan Akyener: "ABD, bölgede Türkiye gibi bir müttefike her zaman ihtiyaç duyacak"

Oğuzhan Akyener

Türkiye`nin Akdeniz`deki sondaj çalışmalarını, bölgede gerilen jeopolitik durum, S-400`ler etrafındaki kriz ve İran etrafındaki daralan çemberi türk uzman, TESPAM-Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Arastırma Merkezinin başkanı Oğuzhan Akyener`le yaptığımız röportajda değerlendirdik.

– Türkiye`nin Akdeniz`deki sondaj çalışmaları bölgede çıkar savaşına girmiş süper güçleri rahatsız ediyor. ABD, çalışmaları durdurması yönünde Ankara’ya uyarıda bulundu. İsrail va Batı şirketlerinin petrol ve doğalgaz arayışını rahatça sürdürdüğü halde neden Türkiye’ye engel olunmaya çalışılıyor?

– Hali hazırda devam eden küresel sistemin kurucusu olan Batı aklı ne yazık ki her zaman İslam dünyasına ve bu dünyayı temsil eden Türkiye’ye karşı bencil, ikiyüzlü ve çıkarlarına göre değişen politikalar izlemektedir. Sözde müttefiklik, iş birlikleri, iyi niyet söylemleri hiçbir zaman samimi değildir. Bu sebeple diğer politik hususlarda da olduğu gibi, Türkiye’nin kendi deniz alanlarındaki doğal hâkimiyet haklarını kullanmasından da rahatsız olmaktadır.

Sözde NATO müttefikleri; terör, darbe girişimi, ekonomik ve siyasi operasyonun iflası gibi birçok alanda resmi ya da gayri resmi olarak yürüttükleri gayrinizami saldırılar ile Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit etmektedir. Bu kabul edilemez bir durumdur. Türkiye kendi deniz alanlarında istediği şekilde hidrokarbon arama faaliyetlerini yürütecektir. Buna kimsenin engel olma hakkı bulunmamaktadır. Türkiye’ye yönelik bu engelleme söylemleri, bir netice doğuramayacağı gibi uluslararası hukuk nezdinde de geçersizdir. Bu sebeple bölgedeki en güçlü devlet olan Türkiye ne kendisine ne de diğer mazlum toplumlara yönelik haksızlıklara izin vermemek için mücadelesine devam edecektir.

– Şimdiye kadar Akdeniz`de yapılan aramalardan olumlu bir sonuç çıkmadı. Bazı stratejistlerin fikrince buralarda hiç petrol ve doğalgaz yok. Süper güçler bölgeye kendi ekonomik çıkarlarını savunma bahanesiyle askeri güçler yerleştiriyorlar. Konu etrafındaki karmaşanın asıl amacının siyasi-askeri mesele olduğu belli zaten. Suriye savaşı, Kıbrıs sorunu ve Filistin`deki ABD`nin oynadığı kirli oyunların bölgeyi büyük bir savaşa sürüklediğini düşünen uzmanlar da var. Peki, Akdeniz`de neler oluyor?

– Şu ana kadar Doğu Akdeniz’de yapılan keşifler çoğunlukla abartıldı ve siyasi argüman olarak kullanılmaya çalışıldı. Şu anki tabloya bakıldığında, Kıbrıs açıklarında, Mısır’da ve İsrail deniz alanlarında bazı keşifler yapıldı. Bunların ne anlama geldiği, nasıl geliştirilebileceği, hangi şartlarda hangi piyasalara nakledilebileceğine dair uluslararası literatürde ilk olma niteliği taşıyan birçok çalışmamız yayınlandı. Özetle şu iddia edilebilir ki; Türkiye bölgede enerji yatırımcıları için olmazsa olmaz konumunda olan tek müttefiktir.

İsrail’in de, Güney Kıbrıs’ın da keşiflerini üretime döndürebilmek için Türkiye’ye ihtiyacı bulunmaktadır. EastMed boru hattı gibi projelerin ekonomik olarak hayata geçmesi mevcut şartlar altında mümkün değildir. İpler Türkiye’nin elindedir. Bunların yanı sıra, petrol ve doğalgaz olmadığını iddia etmek de teknik açıdan tutarlı değildir. Farklı basenlerdeki potansiyel değişkendir. Genel değil, lokal yorumlar daha tutarlı olacaktır. Ayrıca, bölgedeki askeri hareketliliği de enerjiye bağlamak hiç de gerçekçi değildir.

Bölgede enerjiden de öte siyasi ve askeri bir mücadele bulunmaktadır. Kıbrıs ise bu mücadelenin tam merkezindedir. Türkiye ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını her durumda savunacak ve adadaki askeri varlığından hiçbir şekilde taviz vermeyecektir. Suriye, Kıbrıs ve Filistin’deki güncel gelişmeleri ise hem birlikte hem de ayrı ayrı okumak daha yerinde analizler yapılmasına imkan sağlayacaktır.

– S-400`ler konusu hala daha kapanmadı. Batı, baskılarını artırıyor ve Türkiye`yi Rus füzesini almaktan vazgeçtirmekte ısrarlı gibi gözüküyor. Trump`ın gerçekleştireceği Türkiye ziyaretinden sonra bölgede dengeler nasıl değişecek? ABD`nin kendisine Türkiye`nin yanında itibar kazandırmak gibi bir isteği var mı?

– S-400’ler konusu kapanacak gibi görülmüyor. ABD bu minvalde baskılarını arttırmaya devam etse de, bölgede her zaman müttefik bir Türkiye’ye ihtiyacı olduğundan, müzakereler dâhilinde bir arka kapı bırakacaktır. S-400 sistemini almak Türkiye için bir ulusal güvenlik meselesidir. Buna hiç kimsenin engel olma hakkı yoktur.

Türkiye sözde NATO müttefikleri ile bir çıkar çatışması yaşadığında nasıl yalnız bırakıldığını defalarca yaşayarak tecrübe etmiştir. Ayrıca Batı akılının daha fazla kaosun içerisine sürüklediği bölgede barışın teminatı ancak güçlü bir Türkiye’dir. Bu sebeple, ilgili hava savunma sistemleri ve hatta sonraki adım olan S-500’ler olmazsa olmaz politikalar dâhilindedir.

– İran`a yapılan baskılar artmakta. Türkiye`ye ve Kafkaslar`a komşu olan bu ülkedeki ekonomik istikrarsızlık bölge ekonomisini nasıl etkileyecek?

– İran’a yönelik baskılar her ne kadar ABD’nin arzu ettiği neticeleri elde etmesine imkân vermese de, hem İran’ı hem de bölgesel ticareti negatif etkilemektedir. Öte yandan bölge ülkeleri arasında alternatif ticaret yollarının gelişmesi, yerel para birimlerinin ticaretteki hacminin büyütülmesi gibi imkânlara da kapılar aralamaktadır. Bu sebeple hem Türkiye’nin hem de bölge ülkelerinin bu durumu bir fırsat olarak değerlendirip, fayda sağlayacak hamlelere yönelmesi yerinde olacaktır.

Konuştu: Kafkas Ömerov

www.yenicag.info

256