Sahte diploma iddiasına Erdoğan’ın arkadaşı noktayı koydu

Gezici ve Kemalistlerin “Erdoğan’ın diploması sahte” iddialarına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sınıf arkadaşı Rafael Sadi mektupla cevap verdi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasının ardından sık sık Gezici ve Kemalistler tarafından sosyal medyada “Erdoğan’ın diploması sahte” iddiaları yer aldı.

ERDOĞAN’IN SINIF ARKADAŞI ÜNİVERSİTE ARKADAŞI ERDOĞAN’I ANLATTI

Bu iddianın yeniden ortaya çıkması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sınıf arkadaşı Rafael Sadi’yi kızdırdı. “Bu zamana kadar sustum ama artık sınıf arkadaşım Erdoğan hakkında konuşma zamanı” diyen Rafael Sadi,
Odatv’ye yazdığı mektup ile gerçeği ortaya çıkardı.

İŞTE O MEKTUP

“Yer: İstanbul

Yıl : 1974-1978 hatta 1981’e kadar sanırım

Adres: Gürani sokağı Vatan caddesini Topkapı caddesine bağlayan sokak. Numarası: Hatırlamıyorum Sokaktaki önemli mekanlar: Topkapı caddesi köşesinde “Anka Oteli” sokağın ortasında her üniversite yakınında olmazsa olmazı “Platin Bilardo Salonu…”

Okul kapısı önünde ise: Gürani Taksi Durağı…

Adı: Aksaray İktisat ve Ticaret Yüksek Okul

“GERÇEKLERİ SAKLAYAMAM, SESSİZ KALAMAM”

Evet bu 2569 kayıt numarası ile girdiğim okul. Bildiğim kadarı ile Sayın Cumhurbaşkanı benden bir kaç yüz kişi(öğrenci) önce kaydolmuş ve 2400’lü bir numara ile kaydolmuştu. Yani bazı yazar arkadaşların sırf muhalefet olsun diye adamı karalamak adına “bu adamın üniversite hayatı olmamıştır” gibi mesnetsiz yalanlar söylemesi beni rahatsız ediyor. Evet, ben Tayyip Bey’in dış siyasetine ve İsrail ile takışmasına hatta Filistin meselesini seçim malzemesi yaparak oy potansiyeli yapmak için Yahudi düşmanlığını körüklemesine karşı ve de muhalifim. Ama bu nedenle bildiğim gerçekleri ne saklamaya ne de çarpıtmaya veya çarptırılmasına sessiz kalamam.

“TAYYİP BEY İLE 4 SENE AYNI OKULDA AYNI SINIFTA DERS ALDIK”

Tayyip Bey ile tam 4 sene hatta biraz da fazlası aynı okulda, aynı sınıfta bazı günler de aynı sırada çok kıymetli hocalardan ders aldık. Mezun olduk mu? Hayır ben olmadım olamadım ekmek parası derdindeydim ve 4. Sınıftan 3 ders takıntı ile okulu bitiremedim, diploma alamadım. Tayyip Bey de diploma aldı mı alamadı mı ben bilmiyorum. Diplomasını alıp almadığı konusunda da bir şey diyemem. Ama basında bir takım belgeler diplomalar yayınlandı. Kimi sahte dedi kimi düzmece . Bazıları da gece gündüz uğraşıp sahte olduğunu kanıtlama çabası içinde.

OKULUN TARİHÇESİ

Okulun tarihçesi şöyle:

Okul ve bina ilk önceleri TUNA İKTİSAT OKULU adı ile faaliyet gösterdi ve 1970’li yılların başında herhalde 1974 öncesi devletleştirilerek 4 yıllık eğitim evrem AKSARAY İKTİSAT VE TİCARET YÜKSEK OKULU ünvanı ile bizleri talebe olarak kayıt altına aldı.

Hocalarımız ise:

ORD.PROF. DR.REŞAT KAYNAR ( Hukuk)

PROF. DR. İSMET GİRİTLİ

PROF. DR. EROL ZEYTİN OĞLU

DR. KAMURAN PEKİNER

DR. İSMAİL ÖZASLAN
ı8
DR. SULHİ DÖNMEZER

Daha isimlerini hatırlayamadığım nice kıymetli hocalar vardı kuşkusuz.

“OKUL MARMARA ÜNVERSİTESİ’YLE BİRLEŞTİ, ERDOĞAN’IN DİPLOMASI ORADAN VERİLDİ”

Biz mezun olmadan veya benim açımdan konuşacak olsam olamadan okul 1981 de (galiba) kapandı ve Çenberlitaş’ın arkasındaki MALİYE MUHASEBE YÜKSEK OKULU ile birleşti.

Hatta Öğrenci işleri bölümünden evrak almak için oraya gittiğimi de hatırlıyorum. Okul hangi sene MARMARA ÜNİVERSİTESİ ile birleştirilip o bünye içine katıldı bilmiyorum. Ama doğal olarak duyduk. Sayın Erdoğan’ın diploması bu okuldan verilmiş. Buna neden herkes hayret ediyor ki?

Okul bu bünyeye katıldı ise kim verecekti ki diplomayı? Ben diploma alamadığım için kimin diploma verebileceğini de bilmiyorum. Resmi evraklar üzerindeki tarihler verildiği veya yayınlandığı tarihteki tarihler olur. Diplomayı hak ettiği tarih olmaması doğaldır ve diplomayı düzenleyen memurun veya sistemin prosedürel gelişimi nedeni ile başka bir tarih olması da imkansız değildir. Okula kaydolduğu numaranın diplomadaki numara ile farklı olması da yine okul değişikliğinin sonucudur.

“DEMİRTAŞ’A SORMAK LAZIM O ZAMAN CEP TELEFONU MU VARDI”

Sayın Selahattin Demirtaş da muhalefet yapacak diye Tayyip bey’in sınıf arkadaşlarına nazirede bulunmuş . Kimse de bir fotoğraf çekmeyi akıl edememiş diye buyurmuş. Ha cep telefonu vardı da biz mi selfie yapmadık değil mi? Yıl 1974, bayım değil cep telefonu İstanbul’dan Ankara’ya 4 saat telefon sırası beklemeden görüşemiyorduk. Tavsiye ederim Ali Poyrazoğlu’nun telefon parodisini bulup izleyin.

“SEN DE AKP’Lİ OLDUN DİYECEKLER GEÇİN BUNLARI”

Şimdi geçtiğimiz günlerde yazdığım bir yazının altında yorum yapan arkadaşlardan birinin mantığı ile ki bana “Hem Yahudi hem AKP’li” demişti sanırım yine aynı mantığı kullanacaklar olacaktır. Bir, ben istersem AKP’li istersem BBP’li olurum. Kimseyi ilgilendirmez. Hatta Yahudi olmam da beni ve sadece beni ilgilendirir ki bu diploma ve Tayyip Bey’in üniversite okumuş olup olmaması ile çok fazla ilintili değildir. Kaldı ki Sayın Erdoğan sahte veya düzmece bir diploma organize edecek olsaydı emin olun ki kimse bulunan hataları ve farklılıkları yakalayamazdı. O yapsaydı hatasız yapardı. Hatalar olması bile sahte olmadığına delalet eder. Ki diploması olup olmaması ne denli bir hukuk meselesidir çoook tartışırız daha.

İsterseniz size bir Arafat fıkrası ile izah edeyim. Tunus dönüşü Arafat Gazze’ye gelmiş ve deniz kenarında kendisi için özel inşa edilen bir villaya yerleşmişti. Aynı ay içinde ben de kendisini ziyaret’e gitmiştim ama görüşememiştim. Uyuyordu. Geri döndük tabii. İşte bu dönemde ilk hükümetini kurdu ve kabinede her hatırlı kişiye bir bakanlık dağıttı. Abu Ashraf’a (adı başka olabilir tabii) HARBİYE NAZIRI –Donanma Bakanı ünvanı verilir. Adam sevinç içinde evine döner karısı çocukları çok mutludur. Olmaz mı babaları kadının eşi bakan olmuş. Kendisi de Bakan karısı… Yemekler yenilmiş şarkılar söylenmiş çocuklardan en küçüğü ders yaparken babasına sormuş. “Ya abuya sen donanma bakanı oldun da bizim donanmamız yok ki sen nasıl bakanlık yapacaksın” demiş. Adam geçiştirmiş oğluna “olur olur” demiş ama içine bir kuşku düşmüş.

“KENDİNİZİ BU İŞLER İLE MEŞGUL ETMEYİN, ÇOK ÖNEMLİ KONULAR VAR”

Adam geçiştirmiş oğluna “olur olur” demiş ama içine bir kuşku düşmüş. Sabah çıkmış ABU AMMAR’ın huzuruna (Arafat yani) istihza ile “Yahu Yaser sen beni HARBİYE NAZIRI yaptın ama bizim donanmamız yok yani ne iştir” demiş.

“ABU ASHRAF” diye girişmiş söze “sen de çok alıngansın” demiş. “Bak ABU CAF CAF’ı da ADALET BAKANI yaptık biz de adalet mi var ki dert ettiğin şey’e bak…” Diplomaymış değilmiş takmayın kafanıza beyler. Olur olur her şey olur. Kendimizi meşgul etmeyelim bu işler ile. Çoook daha önemli konular var inanın var.. Saygı ve sevgi ile Rafael Sadi”

Tr.Yeniçağ.Az