''Zaten Ankara Esat konusunda Rusya’dan farklı düşündüğünü hiç saklamıyor'' – Grigori Trofimçuk

İç ve dış politika, güvenlik ve savunma alanında ünlü Rus politik eksper Grigori Trofimçuk Yeniçag.Ru’nun Suriye krizi ve Rusya – Türkiye ilişkilerine ait sorularını yanıtlamıştır.

Rus eksper Suriye’deki durumun kapsamlı açıklamasını ve Rusya – Türkiye ilişkilerinin geleceğine ait kendi düşüncelerini anlattı.

-Grigoriy Pavloviç, sizce Rusya ve Türkiye ilişkilerinin perspektifleri nasıldır?

-Moskova ve Ankara ilişkileri bazen hızlı, bazen de yavaş olsa da, fakat pürüzsüz gelişmeyecektir. Örneğin, ekonomik alandaki ilişki, Rusya askeri uçağının vurulduğu 2015 yılı sonlarındaki düzeye daha ulaşamadı. Her ne olursa olsun, bu ilişkiler kriz öncesi dönemdeki gibi olamayacak. Buradaki sorunun kaynağı Rusya ve Türkiye değil. Zaten o dönem uluslararası ilişkiler gerilmişti. Bu bağlamda Türkiye’nin KGAÖ değil de, halen NATO üyesi olduğunu da unutmamalıyız. Bu yüzden de iki ülke arasında askeri anlaşma konusu – basında yer alan manşet başlıklarından başka bir şey değildir. Askeri anlaşma yapmak ve Suriye’de beraber hareket etmek farklı konular.

Daha net anlatırsak, Rusya sözü edilen aynı trajedinin tekrarlanmasını istemediği için iki tarafın bazı garantiler vermesi gerekmektedir. İlişkileri bir az ilerletme çabaları, Suriye sorunu da olmakla doğaldır. Gerçi Ankara başı üzerinde hep ABD kılıcının durduğunu çok güzel anlıyor.
Buna rağmen, Kürtlere olan yaklaşım ve onların Suriye çözümündeki yeri gibi önemli sorunlar vardır. Bu konuda Ankara ve Moskova’nın bakış açıları farklıdır. Türkiye’nin konuya strateji değil de, taktik açıdan değinebileceğini düşüncesindeyim. Nitekim bu yönde Türkiye yönetiminde bile görülen farklı tercihler olabilir. Bu Suriye’nin gelecek yapılandırılmasını düşündüğümüz zaman önemli araç olabilir.

-Sizce, Ankara ve Moskova Suriye’deki savaşan taraflar arasında barışı sağlayarak IŞİD’i ortadan kaldırabilir mi?

-Teröristleri tam ortadan kaldırmak – onlara destek verenleri, hatta kurumlara değil de, belirli ülkelere baskı yaparak tam ortadan kaldırmak demektir. Oysa bu Türkiye ve Rusya’nın herkesçe bilinen, kim olduğu zaten belli olan konuda açık konuşmadıkları için imkansızdır. Bundan sonra IŞID adlandırdığımız bu örgüt yine de Nusra pazarlamasında farklı adlarla, farklı kısaltmalarla ortaya çıkabilir. Savaşan taraflar arasında barış sağlamak çabalarını, resmi Şam ve muhalif kuvvetler (teröristlerden farklı olarak) hep sürdürülecektir. Bundan da muhaliflerin direkt olarak dışarıdan destek aldıkları için olumlu ve uzun süreli sonuçlar çıkmayacaktır.

Hem de Suriye’de bir sürü savaşan taraflar vardır. Teorik yönden Ankara ve Moskova’ya bir tek Kürtlerle anlaşmak yeterli olabilir. Şöyle ki yasal olarak bilinen muhalif liderler konusu bile olabilince karanlık ve belirsizdir. Her şeye rağmen, Ankara Beşar Esat konusunda da Rusya’dan farklı düşünüyor ve bunu da zaten hiç saklamıyor.

Yine de her şeye rağmen, kendisi orada bulunmasa bile her şeyin altından ABD çıkmaktadır. Bunu Kazakistan olmakla herkes hissediyor. Astana’da politik değil de, genel konuları bile riske atmak istemiyorlar. Fakat bu politik birlikte daha çok zararı, artık daha sık, hatta her gün kendi sınırları içinde terör haberleri veren Türkiye görmektedir.

Tr.Yeniçağ.Az

www.yenicag.info

333