"Ermenistan, ağır yenilgisine rağmen provokasyonlarına devam ediyor" - Adil Aliyev

Bölgede durum hâlâ gergin. Azerbaycan’ın bölgede barış ve istikrar arzusuna rağmen, Ermeni yetkililer ve Karabağ ayrılıkçıları, dünya çapındaki patronları da dahil olmak üzere, gerilimi artırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ermenistan, İkinci Karabağ Savaşı’ndaki ağır yenilgisine rağmen provokasyonlarına devam ediyor.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ateşle oynuyor, bir yandan Karabağ dahil Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıdığını ilan ederken, diğer yandan söylediklerinin belgeye yansımasını geciktiriyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, Nikol Paşinyan’ın barış anlaşmasını imzalamasının önemini defalarca dile getirdi. Bütün sorunların temelinde Ermenistan’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımaktan kaçınması yatmaktadır. Eğer bu gerçekleşmezse sınırların belirlenmesi uzayacaktır. Aslında komşu devletle ilişkilerin normalleşmemesi Ermenistan’ı daha çok endişelendirmelidir. Sayın İlham Aliyev açıkça şunu söyledi: “Ermenistan, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımazsa, Azerbaycan da Ermenistan’ın toprak bütünlüğünü tanımaz ve bunu resmen ilan eder”. Siz Karabağ’ı Azerbaycan toprağı olarak tanımıyorsanız, biz neden Batı Zengezur’u Ermenistan toprağı olarak tanıyayım? Uluslararası alana ve Ermeni yanlısı merkezlere mesajımız şudur: Eğer bölgede gerçekten barış ve istikrar istiyorsanız, Ermenistan’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımasını sağlayın! Ne yazık ki uluslararası alanda bazı kesimler hala Ermenilerin “kaprislerini” dile getirmeyi tercih ediyor. Bunlar, 30 yıldır Azerbaycan topraklarının işgaline göz yuman, gerçekleri söylemekten kaçınan, susmayı tercih eden, ancak işgal biter bitmez ve Azerbaycan Karabağ’ı zapt etmeye başlar başlamaz “aktif hale gelerek” harekete geçebilen merkezlerdir. Azerbaycan karşıtı politikalarını gizlemiyorlar. Bunun da popüler bir adı var: “Çifte standart!”

Fransa’nın politikası ortada. Bu devlet geçmiş yıllarda işgalci Ermenistan’a sempatisini gizlememiş, en azından belli bir denge imajı oluşturmaya çalışmıştır. Emmanuel Macron’un Cumhurbaşkanı seçilmesiyle “dengeyi” tamamen unuttular, Fransa, İkinci Karabağ Savaşı ve sonrasında tamamen Ermenistan’ın yanında yer aldı. Macron’un tek taraflı açıklamaları, bir grup Fransız şehrinin belediye başkanının Laçin yolunun başlangıcına gelip provokatif açıklamalar yapması Azerbaycan’da bölücülüğü teşvik eden adımlardır. Tarihi kara sayfalarla dolu olan ülke bunu yapıyor, son zamanlarda Afrika ülkelerinde yaşanan darbeler Paris’e ders niteliğindedir.
ABD Kongresi’nde de benzerleri var. Son dönemde bir grup Ermeni yanlısı kongre üyesi “aktif” hale gelerek Azerbaycan aleyhine açıklamalar yapıyor ve temsilcilerini Ermenistan’a gönderiyor. Ancak ABD’nin resmi çevreleri Fransa’dan farklı olarak Azerbaycan’ın bölgedeki rolünü ve önemini anlayarak her iki tarafla da eşit mesafeyi korumaya çalışıyor. Bu sebepsiz değil. Öncelikle Washington, Azerbaycan’la güvenlik ve enerji işbirliğine önem veriyor. Azerbaycan son yıllarda Avrupa’nın enerji arzında önemli bir konuma sahip olmuştur. Bu, Rusya-Ukrayna savaşının arka planında hem Avrupa Birliği’nin hem de ABD’nin çıkarlarına uygundur. Öte yandan Washington, Azerbaycan’ın Ukrayna’ya yaptığı insani yardımları da görüyor ve takdir ediyor. Ama bırakın o Ermeni yanlısı kongre üyeleri tek sorumuzu cevaplasınlar: Azerbaycan’ın sizin de savunduğunuz Ukrayna için yaptığı şeylerden hangisini Ermenistan Ukrayna için yaptı?

Ancak Ermenistan ve Ermeni lobisi, uluslararası alanda Azerbaycan’a karşı baskı araçlarını devreye sokmak için tüm imkanlarını seferber etti. Bu baskının etkisiz olduğu BM Güvenlik Konseyi’ndeki görüşmelerde bir kez daha ortaya çıktı. Azerbaycan’ın dünyadaki dostları da arttı. Ermeni yetkililer ve patronları Karabağ’daki Ermenilerin “gıda sorunlarını” konuşurken, Azerbaycan Kızılayı Derneği`nin bölgede yaşayan Ermenilere gönderdiyi 40 ton un mamullerin Ağdam-Hankendi yolu üzerinden alınmasını engelliyorlar. Mantıken un ürünlere ihtiyacınız varsa o unu almalısınız. Ancak Ermeni yetkililer ve ayrılıkçılar Laçin yolunun açılmasını talep ediyor. Bu imkansız. İşgal sırasında Laçin yolunu bildikleri gibi kullandılar, silah taşıdılar, yollara mayın döşediler. Azerbaycan ordusu buna son verdi ve Laçin yolunun başlangıcına sınır geçiş noktası kuruldu. Şu anda Karabağ Ermenileri bu yolu kullanıyor ve sınır geçiş noktasında Azerbaycan sınır muhafızları tarafından kontrol edilmeye alışıyorlar. Bu sadece ayrılıkçıların çıkarlarına hizmet etmiyor. Çünkü elleri kana bulananlar sınır geçiş noktasını kullanıp Azerbaycan’ı terk edemeyecek, zira artık Ermenistan’a geçmeye çalışırken sınırda yakalananlar da var. Sivilleri öldüren, katliamlara katılan Ermeni suçluların tutuklanarak adalet mahkemesinde hesap verilmesi kaçınılmazdır. Laçin yolunun açılmasına gelince, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev bu konuda net bir açıklaması var: “Ağdam-Hankendi yolunun açılmasından 24 saat sonra Laçin yolu da açılacak”.
Karabağ Ermenileri bir seçim yapmak zorundadır. Ya Azerbaycan yasalarına göre yaşamayı kabul etmeliler ya da Azerbaycan’ı terk etmeliler. Bunu “etnik temizlik” olarak tanımlayanlar yanılıyor. Ermeni yanlısı olan Fransa’da ya da başka bir ülkede biri, “Ben bu ülkenin kanunlarına göre yaşamak ve onun pasaportunu taşımak istemiyorum” derse onu derhal ülkeden sınır dışı edecekler. Azerbaycan’ın da aynı hakkı var.

Karabağ’ın işgalden kurtarılamayan kısmında kaos hüküm sürüyor. Ayrılıkçıların lideri istifa etti, yerine başkası “atandı”. Bu onları kurtarmayacaktır. Onların tek alternatifi silahsızlanmak ve Azerbaycan’ın şartlarını kabul etmektir. Karabağ’daki Ermeni toplumu Bakü ile diyalog kurmayı ve Ağdam-Hankendi yolunu açmayı reddederse, Azerbaycan ordusunun bölgede asayiş ve düzeni sağlaması acil hale gelecektir. Eğer Ermeni yetkililerin biraz mantığı kaldıysa Karabağ ayrılıkçılarına bunu yapmalarını tavsiye etmeleri gerekir. Ancak Ermeni yetkililerin sınırda provokasyonları tercih ederek gerilimi artırmayı tercih ettiği görülüyor. Muhtemelen Ermenistan’ın, sınırdaki provokasyonlarla Azerbaycan’ı Karabağ’da düzen sağlamaktan uzaklaştırabileceklerine inanıyorlar. Bu “numara” geçmeyecek. Azerbaycan ordusunun gücü hem sınırdaki üstünlüğümüzü korumaya, hem de Karabağ’da ayrılıkçılığı ortadan kaldırmaya yeterlidir. Karabağ’ın iletişim hatları Azerbaycan ordusunun kontrolünde. Şunu unutmasnılar. O iletişim hatları işgal sırasında hukuka aykırı olarak yapılmıştır. İşgal altındaki Sarsang rezervuarı da dikkatimiz altındadır. İşgal sırasında Ermeni ayrılıkçılar toplam su kapasitesi 560 milyon metreküp olan Sarsang rezervuarında çevre felaketi yarattı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin Sarsang su rezervuarına ilişkin ilgili kararı, Azerbaycan’daki Sarsang su rezervuarının yönetiminin kontrolünün alınmasına da temel oluşturmaktadır.

Güçümüz birliktedir! Sayın Cumhurbaşkanımızın dış ve iç politikası sayesinde Azerbaycan büyük bir güce sahip, birliğimizi koruyoruz! Bu da istediğimiz ve hedeflediğimiz görevi yerine getirmemiz için yeterlidir!

Adil Aliyev,

Milletvekili, Azerbaycan Milli Meclis Başkan Yardımcısı

www.yenicag.info

283