Küresel sorumluluk ve kültürlerin diyaloğu: 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin kavramsal analizi
Bölgesel çatışmalar gölgesinde diyalog meydanı
Dünyanın siyasi ve ekonomik mimarisinin yeniden şekillendiği, bölgesel gerilimler ile ekolojik krizlerin kesiştiği modern çağda İstanbul, bir kez daha küresel düşüncenin merkez üssü haline geldi. Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından başarıyla tamamlanan 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi, sadece bölgesel bir platform olmakla kalmayıp, insanlığın ortak geleceğini müzakere etmek adına kritik bir “ortak akıl” zemini işlevi gördü. Farklı ülkelerden devlet adamlarını, diplomatları, bilim ve sanat dünyasının temsilcilerini bir araya getiren bu zirve, çok boyutlu sivil toplum diplomasisinin en somut örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Marmara Grubu Vakfı ve Dr. Akkan Suver: Diyalog köprülerinin mimarları
Zirvenin ardındaki entelektüel ve organizasyonel gücü analiz ederken Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın üstlendiği misyonu özel olarak vurgulamak gerekir. Vakıf, on yıllar boyunca inşa ettiği stratejik enstitü kimliğiyle, küresel kriz anlarında dahi toplumlar arasında kopmayan diyalog köprüleri kurmayı başarmıştır.
Böyle bir platformun sürdürülebilirliğini sağlayan temel unsur ise şüphesiz, vakıf başkanı Dr. Akkan Suver’in müstesna liderliği ve kurumsal vizyonudur. Dr. Akkan Suver, resmi diplomasinin sınırlarını aşarak sivil diplomasi mekanizmalarını devreye sokmuş ve bu zirveyi küresel ölçekte tanınan bir marka haline getirmeyi başarmıştır. Kendisinin zirve süresince sergilediği yoğun çalışma temposu, yalnızca genel oturumlarla sınırlı kalmamıştır. Akkan Bey, zirveye davet edilen tüm eski devlet başkanları, hâlihazırda görevde olan tanınmış siyasi ve toplumsal figürler ve farklı ülkelerden gelen delegelerle ikili ve özel görüşmeler gerçekleştirerek, her bir stratejik ortaklığa ne denli hassasiyetle yaklaştığını bir kez daha ortaya koymuştur.
İki zirvenin kavramsal karşılaştırması: Felsefeden pratik sorumluluğa
Zirvenin küresel düzlemde katettiği gelişim çizgisini anlamak adına, geçtiğimiz yıl düzenlenen 28. zirve ile bu yılki 29. zirvenin önceliklerini mukayeseli bir perspektifle ele almak elzemdir. Bu karşılaştırma, küresel gündemin ne denli hızlı değiştiğini ve vakfın bu meydan okumalara nasıl çevik bir refleksle yanıt verdiğini açıkça gözler önüne sermektedir.
Geçen yıl gerçekleştirilen 28. Avrasya Ekonomi Zirvesi, “Daha İnsani Bir Dünya – Yaşanabilir Bir Dünya için Diyalog” ana temasına dayanıyordu. Söz konusu toplantıda temel odak noktası; dijital dönüşüm, yapay zekânın etik sınırları, afetlere dayanıklı şehirlerin inşası ve insani krizlerin genel felsefi çözüm yolları üzerine yoğunlaşmıştı. Katılımcılar daha ziyade manevi ve insani değerlerin sanat ve felsefe aracılığıyla beyan edilmesine, küresel barış çağrılarının yapılmasına odaklanmıştı. Coğrafi kapsam açısından ise etkinlik 44 ülkenin heyetlerini bir araya getirmekteydi.
Bu il düzenlenen 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi ise meseleyi daha somut bir düzleme taşıyarak “Küresel Sorumluluk” (Global Responsibility) konsepti etrafında şekillendi. Bu yılki zirvede, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük ekolojik tehditlerden biri olan su kıtlığı ve yeşil alanların korunması meselesi, “Su ve Yeşil” diplomasisi adı altında ana tartışma maddesi haline geldi. Bir önceki yıl barışın genel ilkeleri konuşulurken, bu yılki zirvede savaş, terör ve zorunlu göç gölgesinde savaş sonrası dönemin enerji güvenliği, Yeşil Mutabakat (Green Deal) ve karbon ayak izinin azaltılması gibi tamamen pratik ve bağlayıcı yükümlülükler masaya yatırıldı. Ayrıca, 22 Arap ülkesinin geniş katılımı da dahil olmak üzere, katılımcı coğrafyasının 48 ülkeye yükselmesi, zirveye yönelik uluslararası ilginin ivme kazandığını tescilledi.
Geleneksel sanatın insani mesajı: Azerbaycan mücrüleri ve ilahi nizam
Zirvenin ekonomik ve siyasi panellerinin yanı sıra, onun insani boyutunu tamamlayan en önemli unsurlardan biri de şüphesiz kültür bileşeni oldu. Medeniyetlerin diyaloğunda sanatın dilinden yararlanılması, ekonomik hedeflerin insani değerlerle olan uyumunu pekiştirmektedir.
Bu bağlamda, Lale Hanım ve Toğrul Bey’in kurucusu olduğu, şahsımın ise temsilciliğini ve dış ilişkiler bölüm başkanlığını yürüttüğüm “Uygulamalı Sanat Örneklerinin Korunması ve Tanıtılmasına Destek” Kamu Birliği olarak biz de bu saygın etkinlik kapsamında kültürel misyonumuzu yerine getirmeye gayret ettik. Sergi alanında, dünya kültürel miras unsurlarını üzerinde barındıran sanat eserlerini, bölgesel kültürümüzün adeta kartviziti niteliğinde olan Azerbaycan mücrüleri (geleneksel sanat kutuları) özelinde katılımcıların beğenisine sunduk.
Eserlerimizde kurguladığımız kompozisyonların temel felsefesi ve gayesi; ilahi nizamın var ettiği harmoninin zaferini ve görkemini terennüm etmekten ibaretti. Geleneksel el sanatlarının zarafetiyle hayat bulan bu harmoni, esasen sanat yoluyla insanlığa aktarmak istediğimiz en hayati ve kalıcı mesajın ana eksenini oluşturmaktadır: Evrendeki ilahi nizamı ve içsel uyumu korumak, yeryüzünde barışın ve küresel sorumluluğun tesis edilmesinin temel şartıdır. Sergilenen bu nadide eserler, zirvenin genel felsefesiyle estetik bir bütünlük oluşturdu.
Savaş sonrası dünyada enerji ve ekonomi
Zirvenin ekonomik sütununu oluşturan “Savaş, Terör, Çatışma ve Zorunlu Göç Gölgesinde Savaş Sonrası Dünyada Enerji ve Ekonomi” panelinde, bölgesel iş birliğinin alternatifsizliği ana fikir olarak vurgulandı. Bu doğrultuda, Hazar bölgesinin ve özellikle Azerbaycan’ın lojistik rotaların (Orta Koridor) güvenliğinde ve Avrupa’nın enerji çeşitliliğinde oynadığı stratejik rol bir kez daha analiz edildi. Ülkemizin hem enerji diplomasisi hem de kültürel mirasın tanıtımı kulvarında bu tür seçkin platformlarda varlık göstermesi, bölgesel istikrara sunulan katkının somut bir göstergesidir.
Sonuç ve geleceğe bakış: 30. yıl dönümü zirvesine doğru
29.Avrasya Ekonomi Zirvesi, küresel sorunların çözümünde yalnızca devletlerin değil; sivil toplum kuruluşlarının, bilim insanlarının ve sanatkarların da ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini bir kez daha kanıtladı. İstanbul’da elde edilen entelektüel çıktılar ve filizlenen yeni vizyon, gelecekteki uluslararası forumlar için de önemli bir referans kaynağı olacaktır.
Bu başarılı sonuçların hitamında, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek olan 30. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne dair temennilerimizi dile getirmek yerinde olacaktır. Temenni ederiz ki, bir sonraki jübile zirvesi, dünyadaki gerilimlerin azaldığı, barış ve ekonomik kooperasyonun daha rasyonel bir düzlemde kabul gördüğü bir döneme tekabül eder. Arzumuz, 30. zirvenin küresel ekolojik krizlerin çözümünde daha büyük ve pratik neticelere vesile olması, kültürlerarası diyaloğu sanatın ve bilimin gücüyle daha da zenginleştirmesi ve insanlığın ortak refahına hizmet edecek yeni stratejik platformların temelini atmasıdır.
İsgəndər Sərdarlı
Araştırmacı, uygulamalı sanat ustası, Azerbaycan Ressamlar İttifakı üyesi.












