EkoAvrasya Vakfı Başkanı Dr. Hikmet Eren: "NATO Ankara Zirvesi, Türkiye'nin Stratejik Gücünün Tescilidir"
Küresel güvenlik mimarisinin tarihî kırılma noktasından geçtiği günümüzde, Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, yayımlanan sonuç bildirgesiyle dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Zirvenin ardından stratejik değerlendirmelerde bulunan EkoAvrasya Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Hikmet Eren, İttifak’ın yeni rotasını, Lahey taahhütlerinin yansımalarını ve Türkiye’nin küresel denklemdeki kilit rolünü değerlendirdi.
“NATO Dağılmayacak, Yalnızca Değişen Tehditlere Adapte Oluyor”
Küresel kriz dönemlerinde sıkça dillendirilen “NATO’nun miadını doldurduğu” yönündeki kötümser iddialara Ankara Zirvesi’nin en net cevabı verdiğini belirten Dr. Hikmet Eren, “İttifak, kendi tarihi boyunca birçok kez ‘ağır hasta’ veya ‘ölü’ ilan edilmiş olsa da her defasında yeni küresel dinamiklere hızla adapte olmayı başarmıştır. Bugün yapay zeka modellerinin benimsendiği, transatlantik muharebe bulutunun geliştirildiği, siber ve uzay unsurlarının entegre edildiği bir hibrit savaş gerçekliğiyle yüzleşiyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın getirdiği trajik tablo ortadayken ve doğu kanadının tavizsiz savunulması hâlâ önemini koruyorken NATO’nun dağılacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın gölgesinde Karadeniz’in bir güvenlik denklemine dönüştüğü bu dönemde, Montrö Sözleşmesi’ni basiretle uygulayan Türkiye hem bölgesel dengeyi muhafaza etmiş hem de İttifak için güvenilir bir istikrar unsuru olduğunu kanıtlamıştır. Nitekim Ankara’da Ukrayna’ya 2026 yılı için taahhüt edilen 70 milyar avroluk askerî destek, bu direncin en net göstergesidir” dedi.
“Stratejinin Merkezinde Türkiye Var”
En son 2004 yılında İstanbul’da yapılan zirvenin ardından, NATO’nun en kritik dönemeçlerinden birinde liderlerin yeniden Türkiye’de ve bu kez başkent Ankara’da ağırlanmasının son derece isabetli ve stratejik bir tescil olduğunu ifade eden Dr. Hikmet Eren, “Küresel güvenlik bölünmez bir bütündür; Ukrayna’daki savaştan Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğüne kadar her başlık birbirine bağlıdır. İşte bu devasa coğrafi ve stratejik risk sarmalında, seksen milyonluk dinamik nüfusu ve bölgenin en yetkin ordusuyla Türkiye, İttifak’ın kanatlarını güvence altına alan en kilit aktördür. Türkiye bu yeni mimaride coğrafi konumunun yanı sıra insansız hava araçlarından hava savunma sistemlerine, deniz platformlarından millî mühimmata uzanan yerli savunma sanayii kabiliyetiyle de İttifak’a doğrudan katkı sunan üretken bir müttefik konumundadır. Ankara Zirvesi, Türkiye’nin küresel sahnede sahip olduğu özgül ağırlığın, siyasi ve askerî gücünün müttefikler tarafından tescil edildiği bir platform olmuştur. Avrupalı müttefiklerin külfeti bizzat sırtladığı yeni NATO mimarisi ancak Türkiye’nin tam merkezinde yer aldığı güçlü bir mutabakat zeminiyle başarıya ulaşabilir. Nihayetinde Ankara Zirvesi’nde alınan kararların kâğıt üzerinde kalmayıp sahaya yansıması, önümüzdeki dönemde hem İttifak’ın siyasi iradesinin hem de Türkiye’nin merkezî rolünün gerçek birer kanıtı olacaktır.” cümleleriyle sözlerini tamamladı.











