“Heydar Aliyev o yemekte Erdoğan’a dedi ki…” - Egemen Bağış “Yeni Çağ”a o tarihi sohbeti açıkladı

media-ads-468x60

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde gelinen son noktada neler yaşanıyor? Normalleşen Azerbaycan-Ermenistan ve Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde nelere dikkat edilmelidir? Savunma sanayisinde çağ atlayan Türkiye’nin dünyaya verdiği temel mesajı nasıl okumalıyız? Tüm bunları Türkiye’nin eski Avrupa Birliği Bakanı, diplomat ve siyaset duayeni Egemen Bağış ile konuştuk. SAHA EXPO platformunda karşılaştığımız Egemen Bey, Azerbaycan’dan olduğumuzu öğrenince sorularımızı yanıtladı. Hem de tarihi bir anıyı hatırlayarak.media-media-f716acc8-b4f9-4c7d-acde-dad7f3da1b54-m64nj7

Eski Bakan ile gerçekleştirilen bu kapsamlı söyleşide, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihsel dönüşümü, merhum Haydar Aliyevin emaneti, Recep Tayyip Erdoğan ile İlham Aliyev arasındaki stratejik uyum, Karabağ sonrası bölgesel denklem, Ermenistan’la normalleşme süreci, Avrupa’nın müdahale girişimleri ve savunma sanayiindeki yeni güç dengeleri ele alındı.

Geçmişten Günümüze Türkiye-Azerbaycan İlişkileri

– Sayın Bakanım, bir dönem Azerbaycan’a helikopter dahi gönderilemeyen süreçlerden bugün “et ile tırnak gibi ayrılmaz” denilen bir noktaya gelindi. Geçmişten bugüne Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Geçmişte maalesef birtakım kopukluklar yaşanmış olabilir. Ama bugün Türkiye ile Azerbaycan artık sadece iki dost ülke değildir; iki kardeş ülkedir. Bu bağ sıradan bir diplomatik ilişki değildir. Biz bunun bir kader ortaklığı olduğunun farkındayız.

Rahmetli Haydar Aliyev`in, Sayın Recep Tayyip Erdoğana 2003 yılında Bakü’de söylediği sözler aslında bugünkü ilişkinin temelini oluşturmuştur. O dönemde AK Parti yeni iktidara gelmişti ancak Sayın Erdoğan siyasi yasak nedeniyle henüz başbakan değildi. Buna rağmen Haydar Bey onu devlet başkanı düzeyinde ağırladı. O ekipte ben de vardım.

Bakü’de yapılan o görüşmede Haydar Aliyev, “Ben yaşlandım, sağlığım da iyi değil. Süleyman Demirel’le çok güzel işler yaptık ama artık sıra sizde. Oğlumu da, ülkemi de sana emanet ediyorum. Türkiye’nin eli her zaman Azerbaycan’ın üstünde olsun” dedi. Sayın Erdoğan da “Bu emanet başımın üstündedir” diyerek cevap verdi.

Ben o sofradaki samimiyeti hâlâ unutamam. O yemekte yediğimiz domatesin, salatalığın tadı hâlâ damağımdadır. Çünkü mesele yemek değil, o sofradaki kardeşlik ruhuydu. Bugün gelinen nokta, o gün verilen sözlerin devamıdır.

“Bir Millet, İki Devlet”ten “Mezara Kadar Kardeşlik”e

media-img-20260510-wa0020

– Bugün Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin en güçlü yönü sizce nedir?

– En güçlü yönü, ilişkilerin çıkar temelli değil gönül temelli olmasıdır. İki kardeş arasında zaman zaman fikir ayrılıkları olabilir. Aynı yemekleri sevmeyebilirsiniz, aynı olaylara aynı tepkiyi vermeyebilirsiniz. Ama kardeşlik hukukuna zarar vermezsiniz.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki de böyledir. Bu ilişki günlük siyasi hesaplarla kurulmuş bir ilişki değildir. Bizimkisi pazara kadar süren bir ortaklık değil, mezara kadar sürecek bir kardeşlik hukukudur.

Bugün herkes şunu biliyor: Türkiye’ye yanlış yapan karşısında Azerbaycan’ı bulur. Azerbaycan’a yanlış yapan da karşısında Türkiye’yi bulur.

Mesela, 15 Temmuz darbe girişimi bu kardeşliğin en net sınandığı dönemlerden biriydi. O hafta Sayın Erdoğan’ın Bakü’ye gitmesi planlanıyordu. Ancak Türkiye’de yaşanan gelişmeler nedeniyle “Bu ortamda ülkeyi bırakıp gidemem” dedi.

O sırada Sayın İlham Əliyevın cevabı çok anlamlıydı: “Hiç kafana takma, ben gelirim.”

Ve gerçekten de Türkiye’ye destek için gelen ilk liderlerden biri oldu. Bu tavır unutulmazdır.

Aynı şekilde Karabağ meselesinde de Türkiye’nin duruşu çok netti. Karabağ zaferi sırasında yalnızca siyasi değil, psikolojik ve stratejik bir dayanışma da sergilendi. O süreçte bütün dünya Türkiye ile Azerbaycan’ın artık ayrılmaz bir blok haline geldiğini gördü.

Serdar Kılıç Tartışması ve Diplomatik Dil

– Türkiye’nin Ermenistan özel temsilcisi Serdar Kılıçın Erivan’da “Kendimi evimde hissediyorum” açıklaması Azerbaycan’da tartışma yarattı. Diplomatların daha dikkatli olması gerekmez mi?

– Elbette diplomatların kullandığı dil önemlidir. Ancak sözün bağlamına da bakmak gerekir. Serdar Bey son derece tecrübeli bir diplomattır ve Türk dünyasının birliği için hayatı boyunca çalışmıştır. Azerbaycan’a olan sevgisinden hiç kimse şüphe edemez.

Orada anlatılmak istenen kültürel yakınlıktı. Şöyle düşünün: Ermenistan mı Azerbaycan’a kültürel olarak daha yakındır, yoksa Estonya mı? Ermeni müziği mi Azerbaycan müziğine daha yakındır, yoksa başka bir Avrupa ülkesinin müziği mi?

Dilimiz, dinimiz, kökenimiz farklı olabilir ama coğrafyanın oluşturduğu ortak kültür vardır. Aynı yemeklerden hoşlanıyoruz, benzer müzikler dinliyoruz, benzer duygusal refleksler gösteriyoruz.

Bir Yunan gelip Türkiye’de “Kendimi evimde hissediyorum” dediğinde bu “Ben Türk oldum” anlamına gelmez. Aynı şekilde Serdar Bey’in sözleri de Azerbaycan basının da yanlış yorumlandı. Bence basın olarak siz Serdar beye haksızlık yaptınız. media-media-69d9ab7f-4da4-4d08-b6f6-ba9f6f676b02-f3ripu

Ermenistan’ın Önündeki Tarihi Fırsat

– Ermenistan’da seçim süreci ve Paşinyan’a yönelik baskılar konuşuluyor. Sizce Ermenistan nasıl bir yol izlemeli?

– Biz başka ülkelerin iç işlerine karışmayız. Nasıl ki bir Ermeni siyasetçinin Türkiye’de kimi seçmemiz gerektiğini söylemesini doğru bulmuyorsam, biz de Ermenistan halkına kimi seçmesi gerektiğini söylemeyiz.

Ancak Ermenistan’ın önünde gerçekten tarihi bir fırsat var. İlk kez aynı anda hem Sayın Erdoğan’la hem Sayın İlham Aliyev’le diyalog kurabilen bir Ermenistan yönetimi var.

Ben Prag’daki Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesinde hem İlham Aliyev’in hem de Tayyip Erdoğan’ın Paşinyan’la kurduğu diyaloğa şahsen şahit oldum.

Ermenistan halkı eğer ekonomik refah istiyorsa, dünyayla barış içinde yaşamak istiyorsa ve yeniden savaş korkusu yaşamak istemiyorsa, kendi geleceği için en doğru tercihi yapacaktır.

Erdoğan-Aliyev Koordinasyonu

– Türkiye ile Azerbaycan liderleri arasındaki koordinasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Şundan herkes emin olsun: Sayın Erdoğan, İlham Aliyev’den habersiz Ermenistan konusunda tek bir adım atmaz. İlham Aliyev de Sayın Erdoğan’dan habersiz hiçbir adım atmaz.

Bu sadece siyasi bir ittifak değildir. Bu iki lider arasında kardeşlik hukukuna dayanan özel bir güven ilişkisi vardır.

Bu nedenle Türkiye-Azerbaycan hattı bugün bölgede en güçlü stratejik eksenlerden biri haline gelmiştir.

Avrupa’daki Protestolar ve Diaspora Dayanışması

– Avrupa’daki Ermeni protestoları sırasında Azerbaycan’ın yanında aktif şekilde yer aldınız. O süreçte neler yaşandı?

– Prag’da bulunduğumuz sırada Ermeni grupların Azerbaycan Büyükelçiliği önünde protesto düzenleyeceği haberini aldık. Bunun üzerine Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte organize olduk.

Adış Bey’e “Ben Türkleri topluyorum, siz de Azerbaycanlıları toplayın, meydanı boş bırakmayalım” dedim.

Gerçekten de Ermenilerin birkaç katı kadar Türk ve Azerbaycanlı genç büyükelçilik önünde toplandı. Ermeni gruplar geldiklerinde karşılarında boş bir meydan değil, omuz omuza durmuş Türk ve Azerbaycanlıları gördüler.

Sonra Adış Bey’i aradım. Güvenlik nedeniyle büyükelçilikte olduğunu söyledi. “Şimdi gelme, ortam riskli” dedi. Ben de “Bugün gelmeyeceksem hangi gün geleceğim?” dedim ve doğrudan büyükelçiliğe gittim.

Biz el ele verdiğimizde Ermeni göstericilerin yaşadığı moral bozukluğunu çok net gördüm. Çünkü artık karşılarında yalnızca Azerbaycan değil, Türkiye-Azerbaycan birliği vardı.

Tabii ki o günün şartları bunu gerektiriyordu. Bugünün şartları artık sadece geçmişin kavgalarını konuşmayı değil, geleceği inşa etmeyi gerektiriyor.

Biz bugün Ermenistan’a bir zeytin dalı uzatıyoruz. Çünkü bölgede sürekli kriz değil, refah istiyoruz.

Ermenistan ekonomik olarak zor durumda olan bir ülke. Eğer Türkiye ve Azerbaycan’la sağlıklı ilişkiler kurarsa ticaret yolları açılır, ekonomik kalkınma hızlanır, halkın yaşam standardı yükselir.

Ama eğer bölgede oluşan boşluk değerlendirilmezse o boşluğu başka güçler doldurur.

media-media-img_5448-s0tckg
Screenshot

Brüksel’in Politikaları ve Batı’ya Mesaj

– Brüksel’in Ermenistan üzerinden bölgede yeni gerilimler oluşturma çabaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

– Batı zaman zaman bölgede fitne üretmeye çalışıyor. Ancak Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın en büyük şansı güçlü ve tecrübeli liderlere sahip olmasıdır.

Ben Sayın İlham Aliyev’in bazı Batılı liderlere verdiği diplomatik cevapları gördükçe gururlanıyorum. Aynı şekilde Sayın Erdoğan’ın da yıllardır bu tür baskılara nasıl karşılık verdiğini biliyoruz.

Bu liderler acemi değil. Bölgesel oyunların farkındalar ve bu fitne girişimlerine karşı gerekli tavrı net şekilde ortaya koyuyorlar. Bence de çok iyi yapıyorlar.

Savunma Sanayii: Yeni Güç Dengesi

– Son olarak Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Türkiye savunma sanayiinde artık çok farklı bir noktaya geldi. Özellikle son savunma sanayi fuarlarında herkes Türkiye’nin ulaştığı kapasiteyi gördü.

İHA’lardan füze sistemlerine, elektronik harp teknolojilerinden yerli üretim savunma platformlarına kadar Türkiye artık küresel ölçekte söz sahibi ülkelerden biri haline geliyor.

Bu güç dost ülkeler için güven kaynağıdır. Türkiye’nin dostları kendini daha güvende hissediyor. Ancak Türkiye’ye karşı düşmanca tavır alan çevrelerin de uykusu kaçıyor.

Herkes hangi safta duracağına buna göre karar vermek zorunda kalacak.

Agil Alesger

media-ads-468x60

Hava Durumuwidget-title-icon

Döviz Hesaplayıcıwidget-title-icon

Veriler CBAR'dan alınmıştır: 11.02.2026

media-ads-160x600
media-ads-160x600